Yağmur!!!

  1. GÜN

YAĞMUR…!!!

Halkiyadis’teki kamptan yola çıktım.. Planım Selaniği biraz turladıktan sonra Kalambaka (Meteora) ya gitmek.

Selanik’e otoyoldan gittim.. Otoyoldan sonra Sealink’e giriş tam bir facia. Darcık sokaklarda arabaları takip ede ede merkeze indim. Böyle bir giriş mi olur ?

Merkezinde bulunan ana caddeleri dolaştım.. Küçük bir kafede kahvaltı yaptım. Böyle yerler ucuz oluyor. Kahve dahil kahvaltı 3 Euro tuttu.. Sonra Kalambaka’ya doğru yola koyuldum..

Selanik’ten aklımda kalan tek şey, şehir her şeyiyle çok “eski”. Yollar, binalar, otobüsler, duraklar, herşey eski…. Fakat bu eskilik Roma gibi tarihi bir eskilik değil, öylesine sıradan bir eskilik..

Kalambaka’ya giderken yollar dağlardan geçiyor. Çok dağlık.. Dağlara çıktıkça hava epey soğudu.. Bu yaz havasında ciddi üşüyorum.. Derken soğuk yetmezmiş gibi bir de yağmur başladı.. Motosikleti kenara çekip yağmurlukları giydim..

Sular seller içinde gidiyorum.. Ne yol bitiyor, nede yağmur.. Üstelik hava da çok soğuk.

Güya geziyorum. İşkence……..

Anayol bitti, dağ yolları devam ediyor.. O kadar yağmura rağmen ne hız kestim, nede virajlara yavaş girdim.. Gözümü kararttım.. Motosiklet te ne bir milim olsun kayıyor, nede kıç atıyor.. Nasıl oldu anlamıyorum..?

Çok risk aldım.. Yapmamam lazımdı, biliyorum..Yorgunlu ve bitmeyen yollar bana bunu yaptırıyor..

Nihayet geldim.. Kamp yerini buldum. Yağmur sağ olsun hiç hız kesmiyor.. Yağmur altında çadırı kurdum. İçeri girer girmez yattım.. Derin bir uyku çektim.. Ne kadar zaman geçti, bilmiyorum, sonra biri bana sesleniyor. “Merhaba….. bakarmısınız? “ Tuhaf …Türkçe…

Çadırdan kafamı çıkardım iki genç kız, Türkiye’den..

“Sizin plakanızı gördük. Türkiye’den diye, tanışalım dedik..”

Uykulu uykulu tanıştık… Bursa’dan geliyorlarmış. Bayram tatilini değerlendirmek istemişler… vs. Ve gittiler..

Hava karadı.. Yağmur dindi. Çadırın önüne rejisör koltuğumu çıkardım. Bir kahve yaptım..

Aptal aptal etrafa bakınarak içtim.

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın