Türk Köyleri;

  • 3. GÜN

Türk Köyleri;

Kavala’ya gitmek için yola çıktım..Yol beni doğrudan otobana soktu. Otoban çok tenha.. 120 km. hızla uzun süre yol aldım..

Otoyolda devam ederken yolun sağ tarafında, dağların eteklerinde köyler gördüm.. Köylerde camiler vardı.. Minareleri görünüyor.. “Bunlar batı Trakyadaki Türk köyleri” dedim.. Otobandan çıkıp o köylere doğru yol aldım.. Merak ettim.. Oralarda hayat nasıl acaba?

Yakın olan köye girdim..Köyün meydanında kahve var.. Kahvenin önüne motosikleti çektim.. Selamlaştık…Köyde Türkler ve Yunanlılar birlikte yaşıyorlar.. Türkler dahil hepsi Rumca konuşuyor..

Kahveyi Yunanlı güzel bir kadın işletiyor.. Boynunda da kocaman bir haç kolye taşıyordu.

Bana nereden geldiğimi sordular. “İstanbul” dedim.. Kahve söylediler, (Şu Yunan kahvesini de hiç sevmem.. Çay istemiştim ama yokmuş.)

Biraz sohbet ettik… Tuhaf olacak ama havadan sudan konuştuk.. Epey soru da motosikletten sordular.. Ben de kim Türk, kim Yunanlı olduğunu bilmediğim için sıkıntı olacak konulara girmedim..

İkinci bir kahve içmek korkusundan dolayı kalktım. İzin istedim. Ayrıldım..

Başka bir kaç köyden daha geçtim.. Özetle köyler çok güzel ve temizler..Maalesef bizim köylerimize fark atarlar..

Navigasyon aracılığıyla hedefimdeki kamp yerine doğru yola koyuldum.. Navigasyon ile son derece mükkemmel sonuç alıyorum.. Motosiklet ile bu ilk navigasyon kullanışım..

Artık bana karada ölüm yok.

Kamp yerini buldum.. Yer çok sakin.. Deniz kıyısında..Kamp Bulgar kaynıyor..Çoğu genç aileler ve küçük çocukları var.. Çocukların motosiklete ilgisi yoğun.

Buraya gelme nedenleri sanırım deniz çok sığ.. Küçük çocuklar için mükemmel..

N’apalım ben de yaşlı biri olarak kampa renk katarım.

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın