Türk Emlakçılar;

  • 11. GÜN

Türk Emlakçılar;

Bu gün Karadağ’a geçeceğim.. Arnavutluk bu gün bitiyor.. Arnavutluğun kuzeyi güneyine göre daha iyi durumda.. Kuzeyde ki yollar da daha iyi.

Bir otobana girdim.. Otobanda gittiğimi zannederken yol aniden bitti, gidiş geliş köy yoluna döndü.. 20 km. lik bir otoban yol yapıp bırakmışlar.. Ve devam eden hiç bir yol çalışması da yok. Afalladım….şaşırdım..

Neyse, yani işleri zor.

Arnavutluk ile Karadağ sınırında gümrük tek. İki ülkenin gümrüğü bir arada. Böylesi daha güzel olmuş..

Gümrükte araçlar sıra olmuşlardı. Ortalarda gezen memur beni öne aldı. Sıra bekletmedi.. Nedenini bilmiyorum..

Karadağ’a geçtim.. Yollar yine köy yolu.. Köy yolu bile denemez.. Şaşkınım.. Avrupa’dayım, yıl 2019, duruma bak.. Bizim memleketin, yollar konusunda hakkını yememek lazım..

Karadağ’da da kuzeye doğru yollar daha iyi..

Giderken yol kenarında “Camping” diye bir kamp yeri tabelası gördüm.. ..Hemen girdim.. Daha önce kamp yeri aramaktan bıkmış biri olarak bu bana çok rahat geldi..

Etraf yerleşim yeri.. Budva denilen şehre yakın bir yerde..

Kamp fena değil ama duşlar ve tuvaletler perişan vaziyette. Çok eski ve bakımsız..

Akşam üzeri yürüyerek şehri dolaşmaya çıktım..

Bir emlakçı gördüm. Camında Türkçe afişler ve yazılar var.. Merak ettim .. Tam ofisi kapatıyorlarken yakaladım.. Tekrar ofisi açtılar.. Emlakçılar sahiden de Türk..

Tanıştık.. Bana biraz Karadağ’daki emlak piyasasını anlattılar.. Başka Türk emlakçılar da varmış. Türkiye’den çok rağbet olduğu için burayı açtıklarını söylediler..

Tuhaf… Bizde acaip bir şeyler mi oluyor..?

Budva bir sahil şehri.. Bizim Marmaris gibi bir koyda yer alıyor.. Koyun bitiminde eski tarihi kasaba var. Çok güzel… Gerisi beş para etmez.

Turizmin istilasına uğrayan zavallı yerlerden hiç bir farkı yok..

Böyle bir yere gelmişken iyi bir restoranda akşam yemeği yiyeyim dedim. Kendime bakacağım.. Söz verdim…

Bir hotelin altında güzel bir restoran gördüm, girdim..

Garson menüyü getirdi….

Önce aperatiflerle başlayıp, sonra çorba, ara sıcaklar, ana yemek ve sonra da tatlı yeyip üstüne bir de kahve içeceğim. Sıralamayı biliyorum..

Ama çorba ve arkasından bir yemek beni bitirdi.

Halbuki içeri girerken bayağı kararlıydım..

Benden şimdilik bu kadar.

  • 12.GÜN

Kotor, Makas, Erdoğan;

Sabah ereken kalktım.Hemen ilerimde duran çeşmeden hortumla motosikleti yıkadım..Zinciri akşamdan yağlamıştım..

Toparlandım, erkenden yola çıktım..Bu gün Mostar’a kadar gitmeyi düşünüyorum.. Yol uzun ve arada uğramak istediğim yerler var.. Akşama ne halde olurum, bilmiyorum..

Yola çıktım.. Giderken Kotor şehrine uğradım.. Dünkü emlakçılar görmemi tavsiye etmişlerdi.

Şehir denizden içeri girmiş derin bir koyda yer alıyor.. Bü küçücük koya da koca gemiler girmiş..

Meydanın arkasında eski şehir başlıyor.. Surlardaki kapıdan girince, içeride Eski kasabayı çok beğendim…

Kotor’un sokaklarında dolaşmaya başladım. Sabah erken, hayat daha yeni başlıyor…

Ara sokaklardan birinde kafe pastane gördüm.. Her şey yeni pişmiş.. Kapının önündeki küçük masaya oturup börekle kahvaltı yaptım..

Bir sokakta gördüğüm tuhafiye mağazasına girdim.. Küçük bir makasa ihtiyacım vardı.. Yaşlı bir teyze bakıyor.. İngilizce ve elimle de işaret ederek “ scissors” dedim. Anlamadı… Anlatmak için biraz uğraştım.

Teyze bana “Makas” demez mi.. Oralarda da makasa bizim gibi makas diyorlar.. Çok şaşırdım.. Boşuna uğraşmışım, “makas” desem yetecekmiş..

Bu şehri detaylı olarak gezmek çok isterdim ama bu gün Bosna-Hersek’e gideceğim.. Yoksa bu yol bu yaz bitmez..

Bu esrarengiz şehri arkada bırakıp tekrar yola koyuldum..

Hudut kapısına geldim..Dağ başında..

Bosnalı gümrük polisi pasaportumu görünce “Aaa Türk.!” Dedi.. Elimi sıktı.. “Hoş geldiniz.” dedi. Cam kabin olmasa sarılacağız..

Diğer kabindeki memur da geldi.. O da aynı..

Tamam; Bosnalıların bize yakın olduklarını biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum..

Biraz sohbet ettik.. Bana Erdoğan’ı sordular..

“Siyasetle ilgilenmiyorum.. Oy dahi kullanmıyorum….. Erdoğan’ı da pek tasvip etmiyorum..” Dedim.

Memur bana; “ Sakın Bosna Hersek’te “Erdoğanı sevmiyorum” deme. Burada onun çok hayranı var..” dedi..

Tamam, demem.. Başıma iş mi alacağım..

Ve işte Bosna Hersek’teyim..

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın