Motosikletle Avrupa

Motosikletle Avrupa Yollarında;

Bu yolculuğum uzun olduğu için her ayrıntısını günü gününe yazmam çok zor.

O nedenle önemli ya da ilginç gördüğüm günleri yazmak daha kısa ve kolay olur..

Yolculuğa yazın başladığı günlerde çıktım. Motosikletim 250 cc. Benelli.

Yunanistan Konsolosluğundan vize aldım.. Yunanistan vize konusunda bana hep cömert davranmıştır.

Altı aylık istediğim vizeyi bir yıllık vermiş.. Sağolsunlar.

Motosiklete iki yan çanta onların üzerine, arka oturağa da büyük bir çanta daha yerleştirdim.

Çadırım, uyku tulumu, yatak matı, ocak, kap kacak, konserve vs. her şeyi doldurdum.. Rejisör koltuğumu da en üste bağladım..

Denizlerde olduğu gibi karada da net bir yol haritam yok.. Yolların beni götürdüğü yere kadar gideceğim..

Evdekiler biraz endişeli, ama denizlerdeki yolculuklarımdan artık alışıklar..

İlk gün için düşüncem İpsala sınır kapısından geçip Dedeağaç’ta konaklamak.

Güzel bir Haziran sabahı İstanbul’daki evimden yola çıktım..

İpsala gümrük kapısına öğleden sonra geldim. Sıra var.. Sıraya girdim. Birkaç araç sahibi “bekleme öne geç” dedi.

Biraz yaşlı ve motosiletli olmak insanı imtiyazlı kılıyor.Ben de öne geçtim..

Gerçi ben böyle bir yüzsüzlüğü pek yapmam ama kanıma girdiler..

Hemen Türkiye’den çıktım..

Yunanistan gümrüğü de aynı.. Pasaportu vermemle damgalamaları bir oldu..

Anlaşılan bende tehlikeli biri olma potansiyeli görmüyorlar..

Yunanistan tarafı bana biraz tenha göründü.. Ortalıkta pek kimse yok.. Dedeağaç’a kadar boş yollarda geldim…

Dedeağaç’ta bir kamp yeri var. Herkesin bildiği gibi.. Kamp yerini çok kolay buldum. Haritada incelemiştim. Tekrar bakmaya bile gerek duymadım.

Kamp yeri, Türkiye’de kaldığım kamp yerlerinden çok daha iyi durumda. Fiyatı da makuldu.

Çadırı kurdum…..

Ve işte, ilk gecem..

  • 2. GÜN

Dedeağaç (Aleksandropolis);

Dedeağaç’ta eksik olan bazı ihtiyaçlarımı almak için kasabayı gezmeye çıktım..

Benim gibi yürüyüşçü olan biri için kasaba küçük kaldı.. Bütün marketlerini gezdim.. Hepsi birbirinin aynı ürünleri satıyorlar.. Ve bizdeki zincir marketler gibi çeşitlilik yok.

Terlik lazım, hiç birinde yok. Sinek ilacı yok.. Şort, mayo yok.. Sadece gıda ürünleri var..

Su aldım, geldim..

Arkamdaki kamp yerine BMW motosikletleri ile bir Alman çift geldi.. Dev gibi motosiklet altlarında küçük kalıyor.. Anlayın yani…

Kampta yan komşum Makedonyalı.. Çat pat Türkçe konuşuyor.. Yunanistan’dan sonra Makedonya’ya gel diyor.. Yollarının, şehirlerinin, doğasının çok iyi olduğunu söylüyor..

Bilmiyorum.. Pek bir yol haritam yok.. Belki giderim…

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın