Milli Park;

Milli Park;

Hudut kapısı bağayı geniş ve kapsamlı. Tabii tekrar şengen ülkelerine giriş yapıyoruz..

Kabindeki memur kız “ Nereye gidiyorsun?” Diye sordu..

“Kuzeye “ Dedim..

“Kuzeye nereye ?” Diye sesini yükseltti..

Görevlilerle hiç tartışmam. Çünkü zararlı çıkan biz oluruz.. Bunun farkındayım. Ama bu sabah yaşadığım olay beni bira öfkelendirmiş olmalı ki;

“Kuzeye, Hırvatistan, Slovenya, Avusturya, İsviçre” diye saymaya başladım..

“Okey, okey.. stop.. stop.. “ Dedi ,

“ I don’t stop…! France, Belgium ..” derken pasaportumu damgalayıp verdi..

Hudut kapısı doğrudan otobana bağlı.. Bir anda kendimi otobanda buldum.. Halbuki otobanları tercih etmiyorum.. Motosiket için ve geziyor olmak için hiç enteresan değiller.. Sıkıcı bir sürekliliği var..

Fakat otobanın kalitesi çok mükemmeldi.. 120 km. hızla bastım gidiyorum. Bu akşam Siberik taraflarında bir yerde kalmayı planlıyorum.. Bu benim için yeterli bir mesafe..

Sibernik’te bulduğum kamp yeri Kirka denen bir yerde… Kamp yeri bir hotele ait. İlginç bir durum..

Hotelin karşısında ki meydan epey hareketli.. Bir çok araç park etmiş.. Gelenler, gidenler…

Bu dağ başında tuhaf buldum..

Hotelin resepsiyonundaki kıza sordum.. “Burada bir şey mi var? Bir etkinlik falan gibi..”

Kız şaşırdı; “ Burası milli park.. Herkes burayı ziyarete geliyor. Siz de onun için gelmediniz mi?” Dedi..

“Yoo.. dedim. Milli parktan haberim yok.. Buradan geçiyordum, sadece bu akşam kampingte kalmak için geldim..

Kız inanamadı.. “Nasıl olur ? Nasıl bilmezsiniz ? Çok meşhurdur. “ dedi.

“Neyse ben kampta kalıp, sabah yola gideceğim.” Dedim..

Görevli kız:

“İnanamıyorum dedi.. Buraya kadar gelip parkı görmeden giden tek kişi siz olursunuz.. Sakın milli parkı gezmeden gitmeyin.. Hotel olarak size yüzde 20 indirim de yaparız. “ dedi.

Yarın milli parkı gezmem için bir bilet verdi.

  • 15. GÜN

Kirka;

Artık kamplara alıştım. Duşlar, tuvaletler, ağaç gölgeleri, kampta diğer kalanlar..vesaire..

Karşımda kızıyla birlikte bir Alman var. Kirka’yı (Milli Park) görmek için Almanya’dan karavan ile gelmiş.. Tam bir motosiklet meraklısı.. Sık sık gelip, beş para etmez motosikletime bakıyor..

Kampın içi müsait.. “Al, bin, dene ..” diyorum..” Kabul etmiyor.. Artık beni bıraksa da biraz kitap okusam..

Yanımda Elon Musk’ı anlatan kalın bir kitap var.. Çanta da çok yer kaplıyor.. Hergün biraz okuyorum..

Bir daha uzun yola çıkarsam Kindle alacağım. Az yer kaplar.. Hem içinde çok kitap var..

Artık rotamda bir şeye karar vermem gerekiyor. Fransa’ya doğru gitmek için ya İtalya’dan geçecektim, ya da Alp Dağları’nı aşıp Avusturya, İsviçre üzerinden devam edecektim.

Bu gün Alpleri aşmaya karar verdim.. Hem de dağların en yüksek zirve geçişlerini hedefledim. Görmek istediğim yerler orası.. Son kararım.

Sabah, milli parkı gezmeye gittim.. Gerçekten güzel.. Sular, şelaleler..

Her taraftan sular akıyor.. İçinde tahtadan yürüyüş yolları yapmışlar.. Cennet tasvirine çok yakın bir yer..

Değirmen ve Avrupa’da ilk elektrik üreten tesis te çok ilginç..

Suyun gücünü hissettim.

Geri döndüğümde, vakit yine öğlen oldu.. Bu saatten sonra yola çıkacağım..

Motosikleti yüklemek çok zamanımı alıyor.. Her gün yükle boşalt asker gibi oldum.. Alıştım.

Otobandan gitmek istemediğim için köy yollarına saptım. Bu navigasyona ne oldu.. Yolları şaşırıyor.. Birkaç kere yanlış yoldan geri döndüm..

Bir de arada bir telefon sıcaktan kendini kapatıyor.. Dağların başında bekle bakalım..

Buralarda çok yılan var.. Yollarda karşıdan karşıya geçiyorlar.. Bir sürü ölüsüne rastladım.. Ben geçerken iki tane birden önümden geçtiler, ezmemek için zor manevra yaptım..

Bir de çalıların olduğu bu arazilerde ne kadar yılan vardır, düşünemiyorum..

Ve gittiğim yol bir feribot iskelesine çıktı.. Buradan karşıya feritbotla geçecekmişiz.. Benden başka feribotu bekleyen bir sürü motosikletli var..

En küçük motosiket benimkisi..

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın