Keşke Uğramasaydım;

14.GÜN

Keşke Uğramasaydım;

Sabah üstü açık tahta banyoda duş aldım. Tası tarağı topladım, yola çıktım. Çok güzel bir hava var.. İyi dinlenmişim.

Akşam bana kampingi tarif eden abinin kahvesinin önünden geçerken kahvenin açık olduğunu gördüm.. Durdum..

Kahveyi sabah sabah açmış..

Bahçesi güzel. Kahvaltıyı burada yapabilirim.

Motosikleti kenara çekip indim..

Kahveci çok güleryüzlü ve alçak gönüllü biri. Az ilerideki fırından kruvasan getirtti, kahveyle birlikte yedim..

“Akşam çok yorgundun. İyi uyudun mu? “ Dedi..

“Evet, dedim. Bir sorun yok. Teşekkür ederim”

Yanımdaki masada birkaç yaşlı oturuyor.. Onlarında uykusu kaçmış sabah sabah buraya gelmişler..

Yaşlılardan biri “Türk ?” diye sordu.. “Yes.. Türk.” dedim..

“Osmanli big, strong. Turkiya ehh..” falan dedi. Böyle şeyler konuşuyoruz..

Dipteki masada tek başına oturan, orta yaşlı biri de bizi dinliyor..

Bir anda lafa karıştı.. Ayağa kalkıp, öfkeli bir sesle, İngilizce;

“Biz, Avrupa’nın ortasında Müslüman olmanın acılarını çok çektik ve çekiyoruz.. Bunun sebebi de sizsiniz.. Bizi siz Müslüman yaptınız..!

Onun için burada olanlara müdahale etmek zorundaydınız. Size neye mal olursa olsun.. Tıpkı Suriye gibi. Ama yapmadınız. Bugün Hıristiyan kalsaydık, Avrupa birliğine bile alınmıştık..” Dedi ve oturdu..

Hiçbir şey diyemedim…dondum kaldım.. lokmam boğazıma takıldı..

Böyle bir şeyi daha önce hiç düşünmemiştim.. Hazır cevap biri de değilim.. Zaten haklı çıkmak hiç bir şeyi değiştirmez.. Sadece;

“Maalesef yaşananlar çok üzücü… keşke olmasaydı..” dedim

Bir sigara yaktı.. “Boş laf bunlar” der gibi bir el işareti yaptı..

Tarihin bu ağır yükü altında ezildim.. Sabah sabah allak bullak oldum.. Hesabı ödedim, çıktım..

Bütün yol boyunca;

“Keşke uğramasaydım.. Keşke uğramasaydım..” Dedim durdum..

Bir süre sonra hudut kapısı da göründü…

Sonraki bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın