Karlı Zirveler;

  • 18. GÜN

Karlı Zirveler;

Akşam üzeri kamping sahibi geldi. Çok mülayim bir adam.. Hollandalı haklıymış..

Durumu anlattım. “Sorun yok. İyi yapmışsın” dedi. Günlük konaklama fiyatı 10 Euro Bu kalitede bir yer için fiyat bana makul geldi.

Yağmur ara ara şiddetini arttırıyor. Bu durumda bu yemyeşil çevreyi gezmeme imkan yok. Küçücük çadırımın içine tıkıldım kaldım.

Ertesi sabah yağmur durmuştu. Erkenden kalktım. Karşı tepenin yamacındaki köye doğru yürüyüş yaptım.Gördüklerim karşısında söyleyecek bir şey bulamıyorum. O derece etkilendim. İnek ahırları, evler, köyün meydanı, tarlalar masal gibi.

Kendi köylerimize üzülüyorum.. Çünkü çevrede parayla yapılabilecek hiç bir farklılık yok. Hepsi yaşam düzenleriyle ilgili şeyler. Neyse, boşverin…

Dönünce hemen toparlandım, yola çıktım. Hollandalı’ya veda edecektim ama ortalıkta görünmüyordu.

Ve yine Alp dağlarının meşhur geçişleri başladı. Zirveler, inişler, çıkışlar. Zirvenin birinde, kayak merkezi olmalı galiba, çok miktarda hotel var. Zirveler bu mevsimde bile karlı. Bazı bölgelerde yol kenarlarında kar makineleri bekliyor.

Bu gün yol uzun sürdü. Gideceğim kilometre çık sayılmaz ama yol alamıyorum. Dağlar, virajlar, hız sınırlamaları, yol bakım çalışmaları beni yavaşlatıyor.. Herkes kurallara harfiyen uyuyor. Hız sınırlarını aşan yok. Bu bana biraz da sıkıcı geldi.

Innsbruck’a yaklaşırken bir kamp yeri buldum.. Girdim. Çadırı kurdum. Çok sevimli ve canlı bir yer. Fakat yiyecek erzakım bayağı azalmış. Yakında bir köy var. Oraya kadar yürüdüm. Köyde büyük bir market gördüm ve girdim. Ürünleri, iç tasarımı, çalışanları ile market bana çok farklı geldi.. Yeni yeni bir sürü yiyecek aldım, kampa döndüm..

Masumiyet ;

Akşam üzeri çadırın önünde otururken önümden bir kadın geçti. Orta yaşlarda. Bana ve motosiklete kaçamak bakışlar atıyor.. Türk olduğu hemen anlaşılıyor.. Tesettürlü bir giyim, hırka, etek..

Biraz yukarıda, yerinde sabit bir karavana temizliğe gidiyor.. Orada kalan kişi de yaşlı biri.. Hem de ona bakıyor, sanıyorum..

Buralarda ilk defa bir Türk’le karşılaşıyorum..

Daha sonra, önümdeki yoldan geçerek lavabolara gitti, dönüşte durdurdum…

“Sen Türk’müsün?” dedim..

“Evet” dedi.

“Peki neden bana bakıyorsun ama konuşmuyorsun?”

“Ağabey, plakana baktım Türkiye ama seni hiç Türk’e benzetemedim…. Çekindim.” dedi.

Şu, yabancılara benzetilmek o kadar çok başıma geldi ki, ben bile kendimden şüphe etmeye başladım..

Konuşurken gözlerini kaçırıyor.. Biraz yere, biraz yüzüme bakıyor.. Çekingen..

Onca başına buyruk, özgüveni tavan yapmış kadın gördükten sonra bu kadındaki masumiyet çok güzel.

Kocası pizzacıda temizlik işi yapıyormuş.. Kendisi de çevredeki evlere temizliğe gidiyormuş.. İki çocuğu varmış.. vs…..vs..

Buralardaki Türk gerçeğinin bir örneği…

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın