Kanadalı;

Kanadalı;

Feribotla karşıya geçtik.. Yollar son derece virajlı ve dar .. Zaten motosikletliler de buralara bu yollar için geliyorlar..

Feribottan inen bütün motosikletler ve arabalar konvoy gidiyoruz. Ben de birlikte sürükleniyorum….

Karşıdan da gelen araç yoğunluğu var..

Onlara ayak uydurmak zorunda kaldım.. Normalde 50 km. hızla döneceğim virajı 80 km . hızla dönüyoruz.. Döve döve adam etmek bu olsa gerek..

Arada bazı motosiklet sürücüleri var ki hayran kalmamak elde değil. Bir motosiklet bu kadar mı güvenli ve ustaca kullanılır..

Tanışma imkanım olsa onlara “Üstadım” derdim..

Ne kadar süre böyle gittik bilmiyorum.. Ama ben artık yoruldum.. Bu çıplak kayalık arazide bir mola yeri gördüm. Arizona çölünde bir bar gibi..

Hemen motoru oraya çektim.. Bu adamlar beni perişan ettiler..

Bu kafe-bar tepeden denizi görüyor.. Adriyatiğin bu kuzeye doğru olan kıyıları çok çirkin ve sevimsiz..

Soğuk bir kola ve arkasından bir kahve söyledim.

Motosikletten indiğimi gören bir motosikletçi yanıma geldi. Konvoydakilere pek benzemediğim için motosikleti ve beni merak etmiş..

“Yoldayken seni fark ettim. Süreken biraz tedirginsin.” Dedi.

Tanıştık; Kendisi Kanada’lıymış. 35 yaşında. Avusturya’a şirketi onu mühendis olarak göndermiş.. Dört senedir Avusturya’daymış..

“Plakadaki “ TR” nerenin kısaltması?” diye sordu.. Daha yolda görüp merak etmiş…

Motosikletin 250 cc. olmasını enteresan buluyor. Kendisinde 1000 cc. Bmw racing var.

Yola çıkacakken “Birlikte çıkalım” dedi.. “Olur” dedim. Birlikte yola çıktık.. Yolumuz 60 km sonra ayrılacak.. Farklı rotalara yolculuk ediyoruz..

Yolda sık sık yavaşladı, beni bekledi..

Ayrılacağımız yol ayırımında durduk, vedalaştık.. Benim yanımdaki kuruyemişleri çok sevmişti, iki pakedini ona verdim..

“Ooo..! Buna karşılk vermeden olmaz.” Dedi.

Bana bir kutu Redbull ve bir çikolata verdi.. Karşılıklı hediyeleşmiş olduk.. Bir de bol bol selfi resim çekti.. Ayrıldık.

Yollarda arkadaşlık bir yere kadar..

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın