Yorgo;

18, GÜN

YORGO;

Sabah erkenden yola çıktım.. Halbuki akşam yatarken “ yarın öğlene doğru yola çıkarım .” diyordum.. Yalancıyım.. Bunu en çok kendime yalan söylediğimden biliyorum..

Tekrar Limeneria’ya geldim. Bu ikinci gelişim.. Aşağı iniş planlarım tam bir felaket.. Buradan aşağı inerken Pensuella Athos denen bir yarımada var.. Hani şu muhteşem dağın olduğu yarımada. Rod Heikell’in kitabına göre burada yüzyıllardır acayip bir tarikat yaşıyormuş.. Bu yarımadanın kıyılarında demir atmak, karaya ayak basmak tehlikeliymiş…

Dedim “ Hakkı Abi’m buralara ayak basmışsa ben de giderim..” Araştırdım. Yok! Hakkı Abi bile yanına uğramamış..

Neyse, durum şu; Tekrar Limeneria’ya gelip buradan transit Diaporoz adasına geçmek.. Mesafe 60- 70 mil var.. Ancak giderim..

İşte tekrar Limenaria’ya geliş sebebim bu..

***

Geldiğimde balıkçılar beni tanıdılar.. Benden kurtulduklarına sevinmişlerdi… Tekrar karşılarındaydım.. Yine güç bela beni bir yere sıkıştırdılar.. Çünkü geçen sefer kaldığımız yere sezonluk tur tekneleri yerleşmişler.. Yer durumu daha da sıkıntılı..

Balıkçının patronunun adını bilmiyorum.. “Yorgo” diyorum. O da bakıyor.. Yorgo ismi nereden aklıma geldi, bilmiyorum…

Dedim ” Yorgo, son bir kez idare et, yarın gidiyorum.”

Yorgo anlamıyor, ama “okey, okey” diyor..

Bazan dil bilmeden anlaşmak daha kolay oluyor….

Yorgo yanaşırken benim teknenin 10 santim yanından geçiyor..

“Yorgo.. Vuracaksın..” Diyorum…

İlgisiz bakışları hiç değişmeden, “hayır “ anlamında hafifçe kafasını sallıyor…

Dünyaya boş vermişliğin resmini çek deseler, size Yorgo’nun yüzü derim. Yorgo’nun kaç yaşında olduğunu tahmin edemiyorum… 55 ile 75 arasında bir yerlerde olabilir . Çok içki içtiği yüzünden belli.. Sigarası hep ağzında.. Konuşurken dahi sigara dudağında yapışık duruyor.. Etrafındaki herşeye gereksizmiş gibi, boş gözlerle bakıyor.. Limandaki en güzel tekneye , boş bir konserve kutusuymuş kadar ilgisiz…..Dünyada onu heyecanlandıracak hiç bir şey olamaz…

İşte, dünyaya boş vermişliğin fotoğrafı bu adam.. Bu yüz….

( Keşke resmini çekseydim.. Bütün gezi boyunca resmini çekmediğime pişmanlık duyduğum tek durum bu oldu…)

Az önce tırnaklarımı keserken iskeledeydi…..

***

Bugünün ilginç anlarından bir tanesi de, karşı, iskelede duran balıkçı teknesinden adam güpe gündüz denize işedi.. Sonra da hiç bir şey olmamış gibi, ağları tamir etmeye devam etti..

Bu ne yaa! Böyle bir şey olabilir mi?… Yasak sadece bize mi..? Tamam o zaman…Madem öyle, bundan sonra ben de yaparım..

( Yaptın mı? diye sorarsanız ; Evet yaptım, fakat açık denizde .. Yalnız rüzgarın yönüne dikkat etmek lazım.. Bir keresinde rüzgarın yönünü dikkate almamışım.. Hiç hoş olmadı….)

(Arkadaşın terbiyesi bayağı bozulmuş… Onun adına herkesten özür diliyorum.)

***

Gerçek hayatttan iyice koptum… Türkiye’nin gündemini bilmiyorum.. Survivor’da bile neler olduğundan haberim yok.. Oysa yakın takipçisiydim..

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın