Omuzum Ağrıyor;

28. GÜN

OMUZUM AĞRIYOR;

Bu sabah buradan Skopelos’a gideceğim.. Yol uzun değil ama yinede her gün yola çıkmak yoruyor..

Üzerimde artık gitmeyen bir yol yorgunluğu var… Kaç limana girdim, kaç koy gezdim, unutum.. Robotlaşmış gibiyim.. Daha da nerelere gideceğimi bilmiyorum.. Kayboldum.. Bazen sabah kalktığımda güneş tersten doğuyor.. Üstelik sol omuzumda da birkaç gündür bir ağrı var.. Çok zorlamaktan herhalde.. Demiri elle çek, botu indir, bindir vs…

Sabah biraz oyalandım, hava sert esiyor… Rüzgar biraz hafifleyince harekete geçtim.. Mendirekteki kayalıktan koltuk aldığım için işim zor.. Önce koltuk halatını toplamam lazım, fakat bu esnada tekne yandaki teknenin üstüne düşecek.. Rüzgar öyle esiyor..

Neyse…. boşverin…Böyle detayları anlatmak beni yoruyor.. Oldu bir şekilde…

Yanlız şu kadarını söyleyeyim, Çapamı çekerken, denizden halata dolanmış 20 kiloluk kaliteli bir admiralti çapa çıktı.. Artık bir yerlerde balıkçının birine veririm..

Yola çıktım.. Aç karnına.. Sabahın yorgunluğu da cabası.. Üstelik botu da tekrar tekneye aldım.. Omzumda ağrıyor.. Ölüyoruuumm…

Dışarıda beni dehşet bir hava karşıladı.. Hava raporlarına buradan tebriklerimi iletiyorum.. Neredeyse tişört ile yola çıkacaktım.. Kabanın kapşonunu kafama takmadan duramıyorum..

Yelkenle gitmeye çalışıyorum. Rüzgar adaların arasında durmadan yön değiştiriyor.. Ben de inatla onun kıvrak hareketlerine ayak uydurarak rüzgarla dansımı sürdürüyorum…. Ana yelken ikinci camadanda… Cenova bende… belirsiz..

Yolda yelken eğitimi veren bir tekneyle karşılaştım.. Kursiyerlerin hepsi ayrı ayrı selam verdi.. Tek selam yetmedi, epey elimi, kolumu kaldırdım.. Belki de ben onların hayallerindeki adamım..

İnsanın hayallerini gerçekleştirmesi zannedildiği kadar iyi bir şey değil..

Bir tekne almak, Yunan adalarını gezmek en büyük hayallerimden biriydi.. Ve yaptım…

Eeee ne oldu şimdi.. ? Cevabım yok..

Ne yani şimdi kendime başka bir hayal bulup onu mu gerçekleştirmek için uğraşayım?

Gerçekleşen hayaller o ulaşılmaz masal dünyasından çıkıyor, sıradan bir gerçeğe dönüşüyorlar..

Allah kimseye hayallerini gerçekleştirmek nasip etmesin….

Skopelos limanına sert bir havayla girdim.. Kıyıya aborda olacağım.. Kıyıda yardım edecek kimse yok.. Kakıçla halatı halkadan geçirmeye çalıştım, olmadı.. Rüzgar kafadan geliyor..Yanaştım tekneden atladım, arkayı bağlıyacağım.. Önce önü bağlamam lazım ama ben öne gidinceye kadar tekne gider.. Olmadı, kafa açıldı, tekne gidiyor… Güç bela son saniyede tekneye atladım.. Atladığım mesafe olimpiyat rekorunun biraz gerisinde.. O mesafeyi tekrar atlayamam.. Yeniden manevra yaptım… Beni gören birileri iskeleye yardıma geldi… Ancak yanaşabildim.. Onlar da Alman’mış.. Hep yardımı onlardan alıyorum.. Almanya’ya epey borçlandım..

Zor oldu.. İki kişiyle yolcukla, tek başına yolculuk arasındaki zorluk farkı çarpı 4 tür..

(Amma sallamışım.. Bari iki katı deseymişim.)

Buradan iyice dinlenmeden ayrılmayacağım.. Söz.. Omuzumdaki ağrının biraz hafiflemesi lazım..

( Bu adamın söz verip te tutamamasından bıktım artık..)

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın