Gitar

7. GÜN

GİTAR,

Sabah Kalloni Körfezine gitmek için yola çıktım.. Bir akşam Kalloni Körfezinde konaklarım diye düşünüyorum.. Körfezden sonra Sigri ye devam ederim…

Hava ve rüzgar o kadar güzel ki, Kalloni’ye uğramaktan vazgeçtim.. Sigri ye, yola devam ettim…..

6 notun altına hiç düşmüyorum..

Sigri ye geldim… Sigri’de liman falan yok.. Balıkçı barınağı gibi bir yer var, o da balıkçıklar için…

Barınağın yanında ki koyda demir attım.. Teknenin devir ve şirket kurma işlemleri için karaya çıkmam gerek…Evrakları bir yazıcı bulup yazıcıdan çıkaracağım… Islak imza ve tarih attıktan sonra, tekrar taratıp usb belleğe yüklüyeceğim..

Botla karaya çıkacağım için, kıyıya yakın demir atmak istiyorum.. Fakat su çok sığ..

Sonuçta biraz uzak ta olsa demiri attım, botu şişirip denize attım.. Usb belleğe evrakları yükledim, karaya çıktım..

Sigri’de böyle işler için bir yer yok.. Bir kafe sahibinden rica ettim.. Kendi bilgisayarından bu işleri yaptı.. Sağolsun..

Kafede bi gitar vardı.. Kutusunda duruyor.. Arkadaş’a sordum, “ bir Hollanda’lının” dedi. Geldikçe çalıyormuş.. “Bakabilirmiyim? “ Dedim.. “Tabii.” dedi. Kutusundan açtım, çıkardım ki eyvah! Bütün telleri pastan kopmuş.. Gövdesi rütubet almış.. Kafeci de çok üzüldü.. Epeydir duruyormuş.. Böyle bir şey olacağını tahmin etmemiş..

Epey bir temizlik yaptım ama, ne fayda.. Kafeden geç saate ayrıldım..

Gitar çalmayı severim.. Uzun yıllardır çalmama rağmen çok iyi sayılmam… Duyan olunca “Kes şunu! Kafamızı şişirdin!” Diyor .. Ama çalarken beni dinlendiriyor..

Tekneye bir gitar alıp koyamadım.. “Yok rutubet var… Yok yer tutar” diye.. Keşke bu yoculuğa çıkmadan evvel, ucuz bir öğrenci gitarı alsaydım..

Kötü çalıyorum, tamam.. Hadi marinada çalsam şikayet edilirim, ama böyle bir yolculukta, koylarda benden başka kimse yoksa çalardım… İyi olurdu..

Elin Hollandalısı yılda bir kere geldiği kafeye bile bir gitar koymuş..

Alıcam bir gitar . Koyucam tekneye.. Paslanırsa paslansın.. Yer tutarsa tutsun… Zaten koca tekneyi tek başıma kullanıyorum…

Sigri’yi hiç beğenmedim..Sadece o kafe sahibi sempatik arkadaşın hatırına “Sigri’yi sevdim.”

Ertesi sabah altıda yola çıkmayı düşünüyorum.. Yarın hedefim Limnos adası… 62 mil…. Benim gibi bir acemi için uzun bir yol.. Tekneye gelir gelmez yattım….

Ben bu “acemi” ifadesini çok sevdim.. Ne hata yaparsan yap… En kolay maazeret “Acemiyim abi”

Ayrıca yaptığın her iş, gittiğin her yol çok daha fazla önem kazanıyor…

“ Ya adama bak… Adam acemi, tek başına taa nerelere gidiyor..”

Usta olursan her şey küçük ve önemsiz oluyor…

“Adam usta denizci abi.. Oralara gitmek onun için çocuk oyuncağı…..” Gibi…

Onun için “ Ben acemiyim abi…”

(Ama gerçekten de acemiyim.. Bunu “alçak gönüllülük” ucuzluğuna kapılarak söylemiyorum.. Çevremdeki herkesten tekne ve deniz konusunda bilgim daha az.. Ana yelkene nasıl camadan vurulacağını 2 senede deneye deneye kendi başıma zor çözdüm.. İlk zamanlar vurduğum camadanları görseniz gülmekten karnınız ağrırdı.. Belki de hala yaptığım yanlıştır..)

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın