Çiuuuvvvvvvv

  • 12. Gün

ÇİUUUUUVVV;

Akşama doğru yanıma Yunan bayraklı büyükçe bir Jeneau marka yelkenli tekne yanaştı. Teknede dört, beş kişi var…… Yunanlı denizcilerde de ne selam var ne sabah.. Şu Alman, Hollanda’lı, Fransız teknelerin gözünü seveyim..

Karada ki Yunanlılar ne kadar iyiyse, denizdekiler de o kadar tersi.. Buralar bizim havasındalar..

Akşam hava karardıktan sonra teknede otururken bir ses işittim, “çiuuuuuuvvv” diye… Tekneden fırlayıp bu ses te ne diye baktım… Yandaki Yunan bayraklı Jeneau teknesinin ucunda 30 lu yaşlarda biri balık tutuyor.. Limanda, gece vakti!!….Böyle bir teknenin burnundan….. İnanamadım.. Üstelik elindeki olta takımı son derece mükemmel.. Yanında da bir olta takım çantası var.. İçinde her türden ekipman var…. Tam profesyonelce…

Bu saate burada ne balığı olur? Üstelik oltayı fırlattığı yer benim girişte otorduğum sığlığa denk geliyor… Yani bir metrelik bir derinlik..

Kafamda bir sürü soru işreti oluştu… Delikanlının kafada bir sorun olabilir diye düşündüm.. Fakat yüzüne baktığımda son derece ne yaptığını bilen bilinçli bir insan görüyorum..

Tekneye girdim… Birkaç dakikada bir ses tekrar ediyor.. Çiuuuuvvv…..

Sesin bana verdiği hiç bir rahatsızlık yok.. Ama durumu çözemiyorum.. Tatmin edici bir cevap arıyorum..

Kararlılıkla dışarı çıktım… “Sen ne yapmaya çalışıyorsun?” Diye soracağım.. Fakat dışarıda soruyu soramıyorum… Adam kendinden emin, balık tutmakla meşgul… Ben de birşeyler arıyormuş gibi yapıp, tekrar tekneye giriyorum..

Keşke diyorum, bir tane balık tutsa da ben yanılmış olsam… “ Demek ki bu saate burada balık tutuluyormuş.” desem.. Ama yok… Olamaz ki..

Yürüyüş yapan birine “Nereye gidiyorsun ?” diye sorsalar, cevap olarak “Hiç bir yere gitmiyorum… Spor olsun diye yürüyorum. ..” Cevabını verir.. Bunun bir açıklaması var.. Ama bu arkadaşın yaptığı iş ne kalori yaktırıyor, ne de kas yapıyor…

Arada ses tekrar ediyor…. Çiuuuvvv..

Bu sese niye bu kadar takıldım ki..?

Herhalde bu ses bana, olmayacak şeylere boş yere umut bağlamanın saçmalığını hatırlatıyor…

Herhalde bu ses bana, ne kadar yanlış yerlerde boşuna çabalar harcadığımı hatırlatıyor..

Herhalde bu ses bana, hayatta cevabını bulamadığım soruları hatırlatıyor…

Ondandır..

Bu satırları yazarken ses yineledi….

Çiiiuuuuuuvvvvvv….

***

Ertesi sabah motorsiklet kiraya veren büyük bir yer buldum.. Onlarca motorsiklet var.. Hepsi de scooter.. Ben hayatımda hiç scooter sürmedim.. Hep vitesli.. Bacaklarımın arasında benzin deposu olmalı.. Neyse buna da alışırız dedim, bir tane kiraladım.. Hemen alıştım.. Kolaymış..

Yola çıktım.. ..Hava da çok güzel..Girip çıkmadığım köy, kasaba, yer kalmadı.. Yolda Thassos’tan önce Panagia köyü var.. Bir dağ köyü.. Meydanı çok hareketli ve restoranları bol.. Önünde büyük çınar ağacı olan bir restauran var… Öğle yemeğini orada yedim…

Garsona karşı masada yemek yiyen birinin tabağını işaret ettim, “Bana da ondan getir..” Dedim.. Yemekten anlamam… Ne yediğimi de bilmiyorum.. Sadece doymak için..

Bu gün günlerden pazar.. Yol boyunca bir şey dikkatimi çekti.. Öğleden sonra insanlar evlerinin bahçesine uzun aile sofrası kurmuşlar.. On, oniki kişilik kadar.. Uzun büyük mangal yakıyorlar.. Kuzu çevirme, yada başka türlü şeyler pişiriyorlar.. Topluca yiyip içiyorlar..

Bir çok evin bahçesinde aynı şeyi görünce dikkatimi çekti.. Pazar günleri, öğle sonrası ya bu bir gelenek, ya da bugün özel bir gün…

Gerçekten unutamayacağım bir gün oldu.. Bu güzel günün bütün detaylarını anlatamayacağım.. Çok uzun sürer… Manastır da olanlar, antik mermer madeni, restauran daki garson sohbeti, marketteki küçük kız terörü… Yok anlatamam…. Yorucu..

Bu arada, bunu yazarken aklıma geldi.. Geçen sene yaptığım gezide bol bol makarna yapıp yemiştim.. Bu yolculukta henüz hiç yapmadım.. Şimdi farkettim..

Sonraki Bölüm

Okuduğunuz İçin Teşekkürler

Yorum Yapın